şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.01.2011

İlham perisine tecavüz

Belli bir ritmi yok
Kesik kesik
Biraz da hırıltılı
Kalp atışları kulağımda
Ya da nefesler
Umursamaz
Anlamsız
Üzerimde bir hayvan baskısı
Ölmekle ölememek arasındaki o derin boşlukta
Kayıp ruhlar
Kenara atılmış beyaz bakire donları
İçinden içime
Ya da içsizlikten
İçimizin kaldırmadıklarına
İnadına aşksızlığa
İnadına intiharlara
Cinayetlere
Katliamlara
Senin bende benim sende öldürdüklerime
Hiç olmadıklarıma
Olamayacaklarına
Ayaklarıma dolaşan sıyrılmış geceliklere
İçelim mi seninle bir gece ölmeye


(07 Aralık 2008)




Eskiden daha psikopatmışım orası kesin...

Gerçekten görebilir misin beni?

Olduğumdan daha farklı davranmıyorum
Gözlerin hep anahtar deliğinden bakıyor olmalı bana
Ne diğer kişiliklerimi saklıyorum senden
Ne de arzularımı, isteklerimi


Olduğum gibi güzelim
Saçlarımın bal rengi olmasına gerek yok
Gözlerim zümrüt yeşili değil
Ayaklarım kocaman, burnum yamuk
Ama sen fark etmesen de
Özelim


Küfredebilirim tüm kibar kızların aksine
Sürekli iğnelemelerime maruz kalabilirsin
Belki gözünün içine bakarak yalan söylemişimdir
Bunlar sana aşık olduğum gerçeğini değiştirmez


Taş kalpli diyebilirsin bana
Ama bir nehir akıyor içimde
Seni düşündüğümde
Dolu dizgin ve ferah


Bunları hiçbir zaman duyamayabilirsin
Ağzımdan çıkacak kelimelerin yükünü taşımanı istemem
Günahım kendi boynuma



Sen istersen eğer

Teker teker sökebilirim yıldızları yerinden
Tüm dünyayı kırmızıya boyayabilirim
Silebilirim ikimizi zamandan
Şarkılar söylerim belki sana


Her gece duymayasın diye
Bilmeyesin diye
Bir kesik atıyorum bedenime
Gün sayıyorum




Sen beni görene dek
Olduğum gibi beni sevene dek...

23.12.2010

Şarkılar şiir olsa : Uçları Kırık

Bir gece yarısı uyandım
Ellerim sana uzanmış
Gözlerimi açmayı reddeder bir şekilde
Kulağıma fısıldamıştı ruhun
Kilometreler ötesinden
Beni nasıl da delice istediğini
İçim karanlıktı
Tenimde uzun siyah saçlarını hissediyordum
Uçları kırık ve biraz pütürlü
Ne zaman gece uyansam
Takip eder beni gözlerin
Sanki hemen arkamdasın
Damla damla kanarsın da
Sadece bakarsın kocaman gözlerinle
İçim dağılır, paramparça olurum
Seni düşlerim o hiç ayrılmak istemediğin
Buruşuk ve sıcak yorganın içinde
Yanımda uyuduğuna inanmak isterim
Ama her rüyadan sonra
Yalnızlığa uyanmaya mahkûmum
Yavaşça koltuğa otururum, pencerenin önüne
Yıldız kayar ya da kaydığına inanmak isterim
Tutarım dileğimi
Başlarım saymaya sonsuzdan geri
Sonu gelsin hiç istemedim ki
Sen ki dünyanın en masumu
Yanar yanakların korktuğunda
Ve üşür ellerin
Geçmişimi bugünümde öldürürüm
Unuturum sessizce ismini
Yağmurlar yağdığında tutardım ellerini
Utanırsın elimi tutmaktan
Usulca tutunursun parmak uçlarıma
Göğsümde gece karası
Saçlarının konusu
Yağmur durduğunda aniden kaybolursun
Dileğimi tutarım
Unuturum ismini, unuturum seni

30.10.2010

Pressure of poems


3 gecedir bazı arkadaşlarım mesaj/şiirlerime maruz kalıyorlar. Durduramayarak kendimi yazıyorum. İyi ya da kötü bilmiyorum ama yazıyorum bir şeyler.

e.g.

Kadın yalnızdı odada
Erkek yok, belki de hiç olmadı
Bir tek kokusu perdeden içeri sızıyor
Donakalıyor Kadın
Haftalar önce yaktı yatak çarşaflarını,
Ona özel aldığı çamaşırları teker teker parçaladı,
Hiç acımadı en sevdiği
Ama Erkeğin dudaklarının değdiği
Yaldızlı kadehleri kırarken canı.
Bir anlık hataya bile yer yokken hayatında
Bu koku
Nerden çıkmıştı ya


Kadın sustu, sustu, sustu
Odasının duvarlarında patlıyordu
Onun ve onun gibilerin yıllardır attığı sessiz çığlıklar
Bir eşyaymışçasına kendini duvara savurduğunu fark edemezdi bile


Sunmuştu Kadın kendini
Erkeğin kokusu onun içine girdiğinde
Terlemişti ister istemez
Sanki kendisi gelmiş gibi buyur etmişti onu içine
Beyni ona oyunlar oynuyor olmalıydı
Kendisi bir kutsal fahişe
Erkeğin kokusu da en güçlü buhur


Yalnızdı hala Kadın odada
Koku kayıp, yitik ve alışılmış
Erkek yok, belki de hiç olmadı
Uyku, uyku perisi ve kara düşler sızıyordu artık perdeden.


Without red and smoke


Sen gittin, yarım kaldım
Tüm kırmızılarım terk ettiler beni
Gözlerin griye çaldı
Saçlarım birer sonbahar yaprağı
Ne zaman ki renkler beni terk etti
Sigaram düştü dudağımdan
Hafif bir meltem bile esmedi
Anladım, gitmişsin
Tırnağımdaki, dudağımdaki
İçimdeki tüm kırmızıları da götürmüşsün yanında
Bir şişe şarabım kaldı, bir paket de sigara
Gri kızıl kırmızı siyah
Asla içilmeyecek ikinci bir kadeh
Asla el sürülmeyecek bir sigara
Tüm kırmızılarım terk etmişken beni
Hala sana üzülebiliyorum
Ve dudakların deyip son kızıldan bir yudum alıyorum...

28.10.2010

Always


Hayatımı ölçecek bir zaman birimi olmadığına karar verdim. Çünkü artık hatırlayamadığım bir zamandan beri çok kötü durumdayım ama artık o kadar uzmanlaştım ki oldukça içten gülümseyebiliyorum bile. Ben söylemesem bilemezsiniz, ben izin vermesem anlayamazsınız bile kötü olduğumu. Ah keşke farketseniz, anlamanıza izin verdiğimde aslında size çok ihtiyacım olduğunu...

Kimseye bel bağlamıyorum artık. Kiminin beni görecek hali olmuyor, kimi desen başkalarını tercih ediyor. Yalnız kalmanın çok da korkunç bir şey olmadığını kendime anlatmak istiyorum. Olmuyor, anlayamıyorum...


İyi değilim
Yanımda kimse yok
İyi değilim ama yanımda birinin olmasına gerek yok
Tüm kötü alışkanlıklarımdan olduğu gibi
Beni aciz bırakan insanlardan da kurtuldum
Ne bir adım geri ne de ileri hayatım
Düz, dümdüz bir adam gibi
Güz sertken, yağmurda koşmak gibi,
Ağlarken çıkardığın peçeteyi arkadaşına uzatmak gibi
Nefes alamazken, sorulardan kaçmak için gülümsemek gibi
Düz insanların yaşamı benimkisi
Güz sertken, yanımda kimse yokken, nefessizken...

Sessizce bir şarkı mırıldanmak gibi.

5.10.2010

Ve perde!


Tiyatro vardı.
Tiyatro yok oldu.
Egolarımız sahnedeymiş, kovulmuşuz aslında.
Kulaklar inadına sağır,
İnadına sahte sinir krizleri.
Saygı bekleyen perde soysuzları.
Bazılarında bir Ezel olma çabası,
Bazılarında yeni bir Brecht.
Saf ego haline gelene kadar çırpınışlar.
Yeter!
Perde çoktan kapandı.
Oyun çoktan bitti.
Küçücük kulisinizde, paçavraları paylaşamayın siz hala.
Yokum artık.
Gömülüyüm belki yıktığınız perdenin altında.

18.09.2010

Bekle- bekle-dur


Merak kedidir, kedidir merak
Tırmalar, yırtar, kaçar, kandırır
Beklersin
Bekledikçe bekleyişe susarsın
Gelmeyişlere yanarsın
Kedidir merak
Sevmezsin, inadına gitmez
Nankördür ya
Acıtır, zorla kanırtır tüm eski yaraları
Sen bilmesen bile o bilir
Merak kedidir, kedidir merak
Kan kokusu arar tenlerde
Buldu mu da...
İşte orası vahim, orası saklı
İki dudak arası derler ya
Bekle dur
Yarın olsun, yarın olsun

14.09.2010

İsterdim ki...


İsterdim ki, artık hayatımda olmayasın
İsterdim ki, aldığın nefesler içimi ürpertmesin
İsterdim ki, herkesten saklamayayım acılarımı
İsterdim ki, gerçeksen bitsin bu acı...


Ve bir hafta sonra aylar geçmiş olacak
Ve ben yine umutsuzca, mutsuzca, sessizce
Dileyeceğim


İyi ol
Sağ ol
Uzak ol
Ama bir daha görme beni.



Bilerek ve isteyerek böyle okunması zor yaptım. Ne yazık ki bir çoğunuz kim olduğumu biliyor. Bense bazen sadece içimi dökmek istiyorum. Bir kerelik de olsa bilmezsen gelebilir misiniz?

20.08.2010

Şiirler

Ben şiir yazmayalı çok zaman geçti. Hatırlıyorum, eskiden kompozisyon sınavlarından geçemezdim. "Çok şiirsel yazıyorsun", "devrik cümlelerin rahatsız ediyor" bahaneleriyle hep düşük notlar verdiler. Hiç anlatamadım onlara, devrik cümlelerin benim için en kurallı cümlelerden daha iyi olduğunu. Beynimin devrik cümlelere uygun çalıştığını. Benim için en önemli şeyi yüklem niyetine en sona koyduğumu ve bazen, görebileceğiniz üzere, yüklem dahi koymadığımı.

Ama artık yazmıyorum şiir. Hala kurallı cümleler kurarken çok zorluk çekiyorum. Devrik cümlelerimi daha da devirmek için elimden geleni yapıyorum gizliden gizliye. En çok da beni şiir yazmaya teşvik eden insanları özlüyorum.

Sahi, nerelerdesiniz?

18.07.2010

Yalnız bir opera

"Tam iki yıl önce bugün" ile başlayan bir cümle kurmak istemezdim ama daha iyi bir başlangıç bulamadım. Evet. Tam iki yıl önce bugün, söyleyecek bir şeylerim vardı. iki yıl önce bugün, artık kalbim yalnız kalmama ya da nefes almama izin vermemeye kararlırdı. Dilimin ucuna gelen şeyleri söylemeliydim her şeyi göze alarak.

Bir şiir yetişti imdadıma. On sayfalık bir şiir, ömre bedel, aşka bedel.
Bir şiir yetti benim söyleyemediklerimi anlatmaya.
Tamamını yazamıyorum ama sadece bir parçası bile anlatmaya yeter...
...
Gün gelir bir gün
Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
O eski ağrı
Ansızın geri teper.
Dilerim geri teper.
Yoksa gerçekten bitmissinizdir. 
....
Murathan Mungan

4.07.2010

Ne yaptıysam...

Ben ne yaptıysam senin için yaptım
Vurdum kendimi yollara
Mazgallardan süzdüm ruhumu, pisliklerden arıttım
Sokak köpekleri bile güldü halime
Kırdım lambaları bir bir, karanlık ayıpları örtsün istedim

Ben ne yaptıysam seni sevebilmek için yaptım
Mil çektim gözlerime
Son gördüğüm renk yeşil olsun
Ben sonsuza kadar yeşil ağlayayım istedim

Ben ne yapıysam bizim içim yaptım
Avuçlarımda şırıngalar gizledim
Milim milim çaldım aşkımızdan birikirdim
Sensiz kalmaktan korktum
Olur da bir gün bitersek, bir şansımız da olsun istedim

Ben ne yaptıysam umut için yaptım
Sonsuzluğu dileyen herkes gibi
Hata yaparak, günaha batarak
Yaş değil kan akıtarak
Ne yaptıysam hepsi senin için...

6.06.2010

Teşekkürler, beni büyüttünüz


Havanın boğucu, öldürücü olması inat
soyunma ihtiyacı
ama korkmak
güvensiz kalmak en çok da
sırtını yaslayacağın bir avuç dosta tutunmak
iyi ki varlar diyerek
herbirinin omzuna bir kaç damla derdinden bırakmak
ellerini tutmak
hava almak, nefesini paylaşmak
ölme anında kaybettiğin birkaç gramı onlara emanet etmek
iki elimin parmakları kadarsınız
ellerimden daha da yakınsınız
iyi ki varlar
iyi ki varsınız...

10.05.2010

Kavaklar

Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar...

Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.

Orda kaldı yanağımın yarısı,
Kendini boşlukla tamamlar.

Omzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.

Ah kavaklar, kavaklar...
Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.



...
 

8.05.2010

Arabesk

Seviyorum Seni 

Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi 
Geceleyin ateşler içinde uyanarak 
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi, 
Ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz, 
Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi. 
Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi. 
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık 
İçimde kımıldanan birşeyler gibi 
Seviyorum seni 'yaşıyoruz çok şükür' der gibi. 

Nazım Hikmet Ran

İşte öylece seviyorum sizi. Acı verici de olsa...