Ben ve diğer kişiliklerim
insanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.03.2011
Ben-cil yaşama hoşgeldim
Bu sefer, belki de ilk kez, yaptığım işten suçluluk duymuyorum.
"Yine mi mutsuzsun sen" diyerek, sürekli yargılayan cızırtılı sesinize kulaklarımı tıkadığımdan olabilir bu.
Belki de bu hayatın sadece ve sadece bana ait olduğunu anlamam; Yeşil de dahil olmak üzere tüm çevremdekileri belli bir mesafeye koymuş olmam buna sebep olmuş olabilir.
Bilmiyorum ve açıkçası umursamıyorum.
Ve diyorum ki:
27.02.2011
24.02.2011
Ketum Kız ve Suluelma
Ellerine doğmuştum daha ruhum ufacık bir kızken. Sen benden de küçüktün. Yumuşacık, sıcak ve kocamandı ellerin. O eller beni besledi, o eller ben korktuğumda elimi tuttu, o eller benim göz yaşlarımı sildi.
O kadar benimleydin ki, iki dudağımın arasından bir tatlı söz çıkmazdı sana. Bildiğinden emindim, duymaya ihtiyacın olacağını düşünemedim işte.
Ben büyüdüm, ablan oldum, annen oldum, kardeşin oldum, dostun oldum.
Sen büyüdün, kardeşim oldun, yoldaşım oldun, çocuğum oldun, dostum oldun.
Ve bir gün geldi, gittin...
Bastığım toprağın üzerinde güzellikleri de beraberinde götürdün. İstanbuldaki' tüm kahkahaları, dans ettiğimiz mekanları, votkalı karpuzları da sığdırdın bavuluna. Yüreğimin büyük bir bölümü de takıldı peşine sen farketmeden.
5 aylık bir koma hali bizimkisi. Ruhlarımızın bir yerlerde buluştuğu, bedenlerimizin koparıldığı.
Son iki günü sayarken, dudaklarım hala mühürlü. Gözlerimi kapadığımdaysa sadece sarılma anı, sıcaklığın. Sadece iki gün sonra olman gereken yerdesin dostum.
Ellerim ellerini özledi...
3.01.2011
Al beni dostum
Sevgili Suluelma'm Yeşil ve benim için bir blog yazısı yayımlamış. Çok duygulandım, hani benim gibi çok konuşan bir insanın ne diyeceğini bilemediği sınırlı anlardan birini yaşıyorum.
İyi ki varsın, Suluelma'm...
Yazı için şuraya tıklayıverin.
28.12.2010
2011 Wish-list
1- Topuklu kırmızı ayakkabı satın al.
2- Saçını Natalie Portman tarzı kestir.
3- Yaptıracağın dövmenin şeklini kesinleştir. (Büyük ihtimalle şöyle bir şey)
4- Küçükkuyu'ya tatile git.
5- Kilo ver. (55'e düşsen yeter be hacı)
6- Pride yürüyüşüne katıl.
7- Yemek yapmayı öğren.
8- Eski defterlerin açılmasına izin verme ve ota boka depresyona girme.
9- Eziklik yapıp sigaraya başlama.
10- Dostlarını yanında ayırma ve onları sevdiğini unutmalarına izin verme!
Ps: I love you...(Yeşil, Berry, Suluelma, Gülchina, Siliyanta, Curly, Bukleli, Ci, Anita, Kuzin ve daha niceleri)
2- Saçını Natalie Portman tarzı kestir.
3- Yaptıracağın dövmenin şeklini kesinleştir. (Büyük ihtimalle şöyle bir şey)
4- Küçükkuyu'ya tatile git.
5- Kilo ver. (55'e düşsen yeter be hacı)
6- Pride yürüyüşüne katıl.
7- Yemek yapmayı öğren.
8- Eski defterlerin açılmasına izin verme ve ota boka depresyona girme.
9- Eziklik yapıp sigaraya başlama.
10- Dostlarını yanında ayırma ve onları sevdiğini unutmalarına izin verme!
Ps: I love you...(Yeşil, Berry, Suluelma, Gülchina, Siliyanta, Curly, Bukleli, Ci, Anita, Kuzin ve daha niceleri)
4.12.2010
İtiraf vol2
- Hahayt içinde olduğum depresyonu anlatmaya kelimeler yetmez.
- Tam bir haftadır her gece içiyorum ve büyük ihtimalle de devam edeceğim.
- Sigara içesim var ve bırakmış olmak pek de umrumda değil.
-Hayatımdaki her durumu sorguluyorum ve hiçbir şeyden memnun değilim.
-Geceleri korkup uyuyamıyorum (edit: hala uyuyamıyorum).
-Ne güzel Elif Şafak'ın Firarperest var elimde ama okuyamıyorum.
- Penelope Cruz her izlediğimde daha mı güzel görünüyor gözüme yoksa deliriyor muyum?
- Bir haftanın sonunda dilim tenekeleşti her türlü şarabı içebiliyorum.
- Haha her gün içtiğimi bilmeyen sevgili Yeşil gelip başıma ekşime olur mu? İstesem söylerdim yani.
-Bu şarkı Bukleli'ye gelsin. Herhalde o çocuğun iyiliğini anca bu anlatır.
-Tekrar az da olsa günlük yazıyorum sanırım.
- Okuyup yorum yapmayan herkese çok sinir oluyorum.
- Yine uyuyamayacak olsam da gideyim ben.
30.11.2010
Düşümde bir kadın var
Anita'ya ithafen...
5 yıl önceydi sanırım ya da 6 bilemiyorum. Birileri vasıtasıyla bulmuştum seni MaçaKızı. Benim için ekmekten, sudan, aldığım nefesten daha değerliydin. Yaşar gibi çekiyordum yazdıklarını içime. Sen sigara içiyordun, ben öksürüyordum. Sen şarap içiyordun, benim başım ağrıyordu. Sen annenden tokat yiyordun, ben ağlıyordum.
"Benim onunla konumam lazım" demiştim. Hatırlıyorum, hayatımda hiçbir şeyden o kadar emin olmamış ve hiçbir şeyi o kadar istememiştim. Ben mail attım sen cevap yazdın ve bitti.
Facebook'ta ekledim seni ve sen kabul ettin. Daha çok dahil oldum hayatına. Ama sen o zamanlarda bırakın yazmayı. Hep canım yanar bunu düşününce. Sen nasıl var olabilirsin ki yazıların olmadan.
Bu sene yeni adresinde beni ekledin ve sanki yıllardır en hakiki dostmuşuz gibi konuştun. Yaşadığım şoku ve mutluluğu anlatamam inan. Sen bendin ya zaten, sanki ben de sen olabilirmişim gibiydi. Buluşalım dedin bana, buluşalım dedim. Sen mutluydun, uzaktaydın ve yazmaya başlamıştın. Hayat güzeldi, tanıştık.
Anlattın da anlattın. Yaralarını ilk kez yazılar olmadan gördüm. Sana sarılmak istedim, "korkma ben tararım saçlarını" demek. Çünkü Dralaye ve Anita bilirler hayatta çikolatadan başka mutluluklar da var.
Gün geldi, düştü Anita'mın yüzü, parçlandı aynalarda. Bekledim toparlansın, ben ona bir kez daha yazamadığı yazıları hatırlatmayayım.
Gün geldi, ayakta durabildi Anita. Beni aradaı ve buluşalım dedi. Bu hafta bir gün, bir yerde Dralaye ve Anita buluşacaklar. Küçük dünyalarımızda minik kız çocuklarımız olacak. Biz kadeh tokuştururken, onlar bizim yani annelerinin ayakkabılarını giyecekler. Şuh kahkahalar atıp, bencilce "ben senden daha güzel olacağım" diyecekler. Biliriz ki bizden güzel olacaklar.
Ben seveceğim yüzünü Anita'nın, en çok da minicik kaşlarını.
Çünkü ben en güzel onun eksik yanlarını severim.
Bakar ve gülümser bana.
-Ne güzel kadınsın sen.
-Ben aynayım unuttun mu...
Gözlerimizi kaparız ve hayal ederiz sadece.
5 yıl önceydi sanırım ya da 6 bilemiyorum. Birileri vasıtasıyla bulmuştum seni MaçaKızı. Benim için ekmekten, sudan, aldığım nefesten daha değerliydin. Yaşar gibi çekiyordum yazdıklarını içime. Sen sigara içiyordun, ben öksürüyordum. Sen şarap içiyordun, benim başım ağrıyordu. Sen annenden tokat yiyordun, ben ağlıyordum.
"Benim onunla konumam lazım" demiştim. Hatırlıyorum, hayatımda hiçbir şeyden o kadar emin olmamış ve hiçbir şeyi o kadar istememiştim. Ben mail attım sen cevap yazdın ve bitti.
Facebook'ta ekledim seni ve sen kabul ettin. Daha çok dahil oldum hayatına. Ama sen o zamanlarda bırakın yazmayı. Hep canım yanar bunu düşününce. Sen nasıl var olabilirsin ki yazıların olmadan.
Bu sene yeni adresinde beni ekledin ve sanki yıllardır en hakiki dostmuşuz gibi konuştun. Yaşadığım şoku ve mutluluğu anlatamam inan. Sen bendin ya zaten, sanki ben de sen olabilirmişim gibiydi. Buluşalım dedin bana, buluşalım dedim. Sen mutluydun, uzaktaydın ve yazmaya başlamıştın. Hayat güzeldi, tanıştık.
Anlattın da anlattın. Yaralarını ilk kez yazılar olmadan gördüm. Sana sarılmak istedim, "korkma ben tararım saçlarını" demek. Çünkü Dralaye ve Anita bilirler hayatta çikolatadan başka mutluluklar da var.
Gün geldi, düştü Anita'mın yüzü, parçlandı aynalarda. Bekledim toparlansın, ben ona bir kez daha yazamadığı yazıları hatırlatmayayım.
Gün geldi, ayakta durabildi Anita. Beni aradaı ve buluşalım dedi. Bu hafta bir gün, bir yerde Dralaye ve Anita buluşacaklar. Küçük dünyalarımızda minik kız çocuklarımız olacak. Biz kadeh tokuştururken, onlar bizim yani annelerinin ayakkabılarını giyecekler. Şuh kahkahalar atıp, bencilce "ben senden daha güzel olacağım" diyecekler. Biliriz ki bizden güzel olacaklar.
Ben seveceğim yüzünü Anita'nın, en çok da minicik kaşlarını.
Çünkü ben en güzel onun eksik yanlarını severim.
Bakar ve gülümser bana.
-Ne güzel kadınsın sen.
-Ben aynayım unuttun mu...
Gözlerimizi kaparız ve hayal ederiz sadece.
22.09.2010
Büyüme(se)k
Biliyorum, artık arkadaşlarımızdan ayrıldığımızda ağlayacak yaşları geçtik. Ama benim hala gözlerim doluyor. Arkadaşlarımı değil de, canımdan parçaları gönderiyorum sanki. Altı üstü 6 ay diyemiyorum.
Koskoca bir 6 ay... Ben ne yaparım suluelma'sız curly'siz. Zaten karım da uzaklarda.
Bazen boğulacak gibi olauyorum yokluğunuzda. Gitmeseniz ya, keşke hep benimle kalsanız. Bir telefon mesafesine, seslerinize hasret kalacakmışım gibi geliyor. Bir ay görmesem ortalığı yıkacak hala geliyorum, şimdi önümüzde aylar var...
Çok zorlu bir dönem bekliyor bizi cancağızlarım. Hepimiz gerçek yalnızlıkla yüzleşeceğiz belkide. Bitenlerin ardından gidenlere ağlayacağız, tabi siz de kalanlara.
Lanet olsun klişelere ama demek zorundayım. İnsan elindekinin değerini kaybedince anlarmış... Of ruhum karardı.
Seviyorum sizi, hem de çok...
11.07.2010
Çiğköfte günü
Biraz geç oldu ama anlatmam lazım vallahi. Şimdi Çarşamba günü okuldu, Yeşil'in gittiği ilk gündü falan derken pek kendimde değildim (tabi o arada başka şeyler de oldu ama neyse o konulara burada girmek istemiyorum). Ama o akşam yapılacak olan bir "çiğköfte partisi" vardı.
Ben dersten çıktım A6-109a gittim (isim'in odası şeklinde kullanmıyorum kimin desem diğerleri alınıyor kardeşim!). Tabi odada 7kişi (4oda sahibi+Zohri-ben-Bukleli) olunca inanılmaz bir gürültü oluştu. Adıbelli bize kızdı tüm hırsını çiğköfteden çıkardı, ki bu arada lokum gibiydi hep kızdıralım bence. Güzeldi yedik içtik güldük eğlendik. sonra ben shuttle'a yetişeceğim diye koştum elimde kendi payım (öldürsen kaptırmam).
Ana fikre gelirsek, o gün çok öenmli dersler çıkardım. Maddeleyerek siz okuyucularımı da bilgilendireyim.
1-Zohri ve Ysf yardımçı olmuyorlar. Sadece eğlendirici tayfa görevi görüyorlar. (kınadım!)
2- Ci. her konuda olduğu gibi yemek konusunda da ciddi. Ama aferin artık yaptığı şeyi bana tattırıp onay alıyor sonradan söylenmeyeyim diye. Ayrıca elinden güzel iş geliyor, mis ggibi kıydı maydanozları.
3-Bukleli maydanozları ayıklamadan yıkamayı akıl edemiyor. Mühendis adam işte, ayrıntılı tarif vermeden iş yapma becerisi yok. (Herkese de rezil ettim seni böyle oh!)
4- Yanak'ın da Bukleli'den bir farkı yok neredeyse o da yıkamıyordu soğanları son anda söyledim de kurtulduk.
5- Adıbelli'nin ellerine sağlık çok da iyi, çok da güzel olmuştu. Eve getirdim annem ve halam da çok beğendiler.
6- Bense en sonunda az zamanım olmasına rağmen tepsiyi yıkayarak süpersonik bir tavır sergiledim. Tebrik edin.
Not: Ödevlerimi bitirebilirsem yarın için bir şeyler yapar getiririm ama kesin değil.
Not: Yeni yemek partilerinde görüşmek üzere.
Ben dersten çıktım A6-109a gittim (isim'in odası şeklinde kullanmıyorum kimin desem diğerleri alınıyor kardeşim!). Tabi odada 7kişi (4oda sahibi+Zohri-ben-Bukleli) olunca inanılmaz bir gürültü oluştu. Adıbelli bize kızdı tüm hırsını çiğköfteden çıkardı, ki bu arada lokum gibiydi hep kızdıralım bence. Güzeldi yedik içtik güldük eğlendik. sonra ben shuttle'a yetişeceğim diye koştum elimde kendi payım (öldürsen kaptırmam).
Ana fikre gelirsek, o gün çok öenmli dersler çıkardım. Maddeleyerek siz okuyucularımı da bilgilendireyim.
1-Zohri ve Ysf yardımçı olmuyorlar. Sadece eğlendirici tayfa görevi görüyorlar. (kınadım!)
2- Ci. her konuda olduğu gibi yemek konusunda da ciddi. Ama aferin artık yaptığı şeyi bana tattırıp onay alıyor sonradan söylenmeyeyim diye. Ayrıca elinden güzel iş geliyor, mis ggibi kıydı maydanozları.
3-Bukleli maydanozları ayıklamadan yıkamayı akıl edemiyor. Mühendis adam işte, ayrıntılı tarif vermeden iş yapma becerisi yok. (Herkese de rezil ettim seni böyle oh!)
4- Yanak'ın da Bukleli'den bir farkı yok neredeyse o da yıkamıyordu soğanları son anda söyledim de kurtulduk.
5- Adıbelli'nin ellerine sağlık çok da iyi, çok da güzel olmuştu. Eve getirdim annem ve halam da çok beğendiler.
6- Bense en sonunda az zamanım olmasına rağmen tepsiyi yıkayarak süpersonik bir tavır sergiledim. Tebrik edin.
Not: Ödevlerimi bitirebilirsem yarın için bir şeyler yapar getiririm ama kesin değil.
Not: Yeni yemek partilerinde görüşmek üzere.
12.06.2010
Taşınma macerası
Bilen bilir benim çok fazla eşyam vardır. Bunların büyük bir kısmı da bir zamanlar evimden daha fazla evim olan minicik yurt odamda olunca işler sonunda karıştı. Hayır şimdi ben anlamıyorum. Ben geçen sene eşyaların bi kısmını çatıya koymuştum onlar bu sene sığmadılar. Onu geçtim, arabaya doluşturup getirmiştim eşyaları okula, peki nası oldu da arabayı iki kez doldurmamız gerekti??
Gecedir-uykudur derken toparlanamamıştım. Bu yüzden saat 6.30da başladım bavul yapmaya. Allahım o ne kadar çok eşya, o ne bitmez çile. Şöyle bir bitirir gibi oldum dedim artık uyuyayım. Sonra babam gelmiş uyandırdı falan beni. Yahu topluyoruz bitmiyor, aşağı indiriyoruz bitmiyor. Eşyalar bitmedi ama bizim sevgili arabamızın kapasitesi sonunda bitti. Ben de eşyalarımın bir kısmını arkamda bıraktım...
Tabi ki kısa bir süreliğine. Akşam 21 sularında tekrar sabancı sınırları içerisine girip eşyalarıma kavuşmanın mutluluğuyla arabayı tekrar doldurmuş ve evime varmış bulunmaktayım.
Ama abi ben eve de sığamadım!
Ha bu arada sürekli B1 içinde olan gece yurt görevlileri benim anahtar teslimi yapacağım haberini önceden alıp çığlık aratak uzaklaşmışlar efendim. Şekerle kandırdık geri geldiler, barıştık anlaştık. Hay allaaaam...
Not: Bukleli ve Ci. odada olsaydınız da yüzünüzü görseydim. Komşulara karşı çok ayıp oldu!
Gecedir-uykudur derken toparlanamamıştım. Bu yüzden saat 6.30da başladım bavul yapmaya. Allahım o ne kadar çok eşya, o ne bitmez çile. Şöyle bir bitirir gibi oldum dedim artık uyuyayım. Sonra babam gelmiş uyandırdı falan beni. Yahu topluyoruz bitmiyor, aşağı indiriyoruz bitmiyor. Eşyalar bitmedi ama bizim sevgili arabamızın kapasitesi sonunda bitti. Ben de eşyalarımın bir kısmını arkamda bıraktım...
Tabi ki kısa bir süreliğine. Akşam 21 sularında tekrar sabancı sınırları içerisine girip eşyalarıma kavuşmanın mutluluğuyla arabayı tekrar doldurmuş ve evime varmış bulunmaktayım.
Ama abi ben eve de sığamadım!
Ha bu arada sürekli B1 içinde olan gece yurt görevlileri benim anahtar teslimi yapacağım haberini önceden alıp çığlık aratak uzaklaşmışlar efendim. Şekerle kandırdık geri geldiler, barıştık anlaştık. Hay allaaaam...
Not: Bukleli ve Ci. odada olsaydınız da yüzünüzü görseydim. Komşulara karşı çok ayıp oldu!
18.04.2010
Hebele hüb
Hıı gece gece hangi deliler dürttü beni bilmeyerek açtım blog falan okudum. Yine gördüm tek depresif ben değilim iyi hoş. Bir yandan Ci, Bukleli, Adıbelli, Zohri ...(amma çok erkek), sonraa Kırmızışın ve Havhav. [Özledim çok, yahu daha bi kaç gün geçti ama çok özledim valla] Neyse kiminiz çaktırıyorsunuz, kiminizi sadece ben biliyorum, kiminizi başkaları. Ama hepinizin bir yarası bir şeyleri var işte. Bu arada pis erkekler çağırmadınız beni rakıya ayrıca tekrar ve tekrar kınıyorum evet üç deyince topluca tükürebilirim yüzünüze. Afiyet olsun ama yine de. Ayrıca, herkes biraz sakin olsun ya. Böyle birden sanki herşey tersine döndü gibi. Ben o kadar depresif değilim, Bukleli biraz asabi, Zohri'min içindeki 'Yes Man' kayboldu, Kırmızışın artık şarap içebiliyor, Adıbelli tiyatro dışında başka konudan konuşabiliyor. Evet evet, biliyorum beklediniz ama bulamayacaksınız. Hayat Ci. için tersine dönmedi, bildiğimiz huysuz. Ama merak etme seviyorum seni sevdiceeem. Aaa, Ceren Gök vardı bir de. Bak onu da çok seviyorum. Böyle gelse de eğlensek ne hoş olur. Tiyatroyu bıraktım ya ben şimdi, hayat pek bir sıkıcı. İnanılmaz bir enerji var içimde, 3gün spor yapmamış Havhav gibiyim. Yerimde duramıyorum. Ya derslerim de çok kötü, benden bi cacık olmaz. Hadi hep birlikte okulu bırakıp ÖSSye girelim Boğaziçine gidelim. En fenası para dayanmıyo la bu okula. Böyle yıllar sonra yavaş yavaş kız olduğumu farkediyorum bırakın bir doya doya alışveriş yapayım değil mi ama yoooook üç kuruşluk yemeğe 10lira vermezsek içimde kalır. Cüzdanlarla kafeler anlaşmış arada biz piç oluyoruz oh ne ala. Amaaan konu nerden nereye geldi. Ne diyordum efendim? Hah, blog okuyorum. Eee bu konu da bir yere gitmedi. Her neyse, sizi seviyorum, pek de çok. Yanımda yöremde kalın, gelin beni sevin yeter işte. Brownie intense kutsasın sizi {Kırmızışın'ım seni dondurmalar kutsasın} Gün gelsin yine bir engelli odasında ya da bizim çok kişilikli odamızda buluşmak dileğiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













