depresyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depresyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.04.2011

Neden?



Ben hep ağlıyorum. 



Neden? Oysa sen beni ağlatmayacak kadar çok sevmiştin. Geceleri saçlarımı okşardın. Uyumaz beni seyrederdin. Uyuyakaldığın kısa anlarda ben ağlamaya devam ederdim.



Neden? Sen beni canımı yakmayacak kadar çok sevmiştin. Ama beni benden korumayı hiç beceremedin. İçimde büyüttüğüm tüm ağrılarımı nasıl da saklardım senden.



Neden? Severdin beni. Melekler gibiydin. Yeşil gözlerin, sıcacık ellerin vardı. Neler oldu demeyeceğim çünkü ben içinde ölüm büyütenlerdenim.



Neden? Yetmiyor mu sevgin beni uçurumlardan uzaklaştırmaya. Bilmem. On senedir profesyonel intihar eğilimlisiyim. Sen, sevgin ya da kokun beni çekemezsiniz yokluğun ellerinden. Bizim bir anlaşmamız var.



Neden? Seviyorum seni. Neyse bunlar boş şeyler.



7.04.2011

Nedendir bil(e)mem



Anlamsız bir acı hissediyorum içimde. Ne bir adım ileri gidebiliyorum, ne de rahatça bir nefes alabiliyorum. Sanki içimde bir yerde göremediğim bir kesik var. Sızlıyor babam sızlıyor.


Birileri bir yerde mum söndürmüşçesine karardı ruhum.


28.10.2010

Always


Hayatımı ölçecek bir zaman birimi olmadığına karar verdim. Çünkü artık hatırlayamadığım bir zamandan beri çok kötü durumdayım ama artık o kadar uzmanlaştım ki oldukça içten gülümseyebiliyorum bile. Ben söylemesem bilemezsiniz, ben izin vermesem anlayamazsınız bile kötü olduğumu. Ah keşke farketseniz, anlamanıza izin verdiğimde aslında size çok ihtiyacım olduğunu...

Kimseye bel bağlamıyorum artık. Kiminin beni görecek hali olmuyor, kimi desen başkalarını tercih ediyor. Yalnız kalmanın çok da korkunç bir şey olmadığını kendime anlatmak istiyorum. Olmuyor, anlayamıyorum...


İyi değilim
Yanımda kimse yok
İyi değilim ama yanımda birinin olmasına gerek yok
Tüm kötü alışkanlıklarımdan olduğu gibi
Beni aciz bırakan insanlardan da kurtuldum
Ne bir adım geri ne de ileri hayatım
Düz, dümdüz bir adam gibi
Güz sertken, yağmurda koşmak gibi,
Ağlarken çıkardığın peçeteyi arkadaşına uzatmak gibi
Nefes alamazken, sorulardan kaçmak için gülümsemek gibi
Düz insanların yaşamı benimkisi
Güz sertken, yanımda kimse yokken, nefessizken...

Sessizce bir şarkı mırıldanmak gibi.

29.09.2010

Suskundu gece...


Susuyorum. Artık ne kadar geçti üzerinden bilebilmiyorum. Kulaklarım kendi sesime hasret kalmış sanki. Yabancılaşıyorum kendime ve uzaklaştırıyorum sizi.


Telefonun ucunda aşk sesleri gelirken ağladığımı bilemezsiniz. Gece fısıldadığınız dertlerinizde yaralarım var. "Nasılsın?" diye sorarsanız yalan söylemem. Gülümser ve "yeani işte" derim sadece. 


Siz beni bilmezsiniz. Anlayamazsınız nasıl bir yoldan geçtiğimi, bir kadeh şaraba, bir dost omza hasret olduğumu. Doğum günümde beni ağlattığınızda kaybettiniz haklarınızı teker teker. Bir tek karım kaldı işte o da yeni geldi.


İnadına gülümsüyorum ama. Bu hayat beni yıkmak istese de bu izni vermeyeceğim ona. Yoruldum, dayanabilirim, derdim var, susabilirim, canım yanar, sevmeye çalışabilirim...


Teker teker topladım kendimi ve kalktım uzulca yanınızdan. Bazılarınız fark etmediniz bile. 


Kiminiz dikkatsiz laflarınızla kalbimi tekrar tekrar kırdınız, bir şey demedim. Kiminizin yüzüne bakmak bile canımı yakıyor. Kimizin beni tahmin edemeyeceğiniz kadar hayal kırıklığına uğrattınız. Kiminizi herşeyden çok seviyorum ve sırf bu yüzden uzak tutuyorum kendimden. 


Kiminizin aşk acısı var, kiminiz gittiniz. Kiminizin dost acısı var, kiminiz sustunuz. Kiminizle aramda asla açıklayamayacağım şeyler var, kiminiz baktınız ama göremediniz.


Kiminizse ısrarla sordunuz. Korktum tekrar konuşmaktan. Belki de ondandır unutmalarım, kaçışlarım, geçiştirmelerim...

18.09.2010

Merhaba dost


Beni nasıl bilirdiniz? Ben kendimi eskiden çok iyi bilirdim. Şimdi ya hiç bilmem ya kötü bilirim.

Benim ki de laf. Ben kendimi bilmezken siz nasıl bileceksiniz. Hele böylesine rol yaparken, böyle içim kan ağlar yüzüm gülerken.

Korkmayın cancağızım, bir derdim yok. Daha doğrusu yeni bir derdim yok. Her zaman olduğu gibi, önceden olmuş olayları ancak algılayan bir beynim ve canımı çıkarmaya çalışan bir kalbim var. 

Böylesi zorlu bir sınavda yalnızım dostlarım. Hiçbirinize güvenemem. Bilemem ki yanımda olacak mısınız? Olabilirsiniz. Kanıt isterim, benim için neler yapabileceğinizi görmeyi. Tekrar annelik yapabilmeme izin vermenizi.

Bana dertlerinizi anlatın cancağızım. Şu patlayasıca kafam uzaklaşsın artık benden, kendimden, dertlerimden, geçmişimden. Evet ya, en çok da geçmişimden. Bırakın kendi geçmişimi değil sizinkini düşüneyim. Bırakın sizin için ağlarken, kabus görmeyeyim.

Lütfen, beni kendinizi açacak kadar çok sevin. Sabredin ki, ben de sizi o kadar seveyim....

14.09.2010

İsterdim ki...


İsterdim ki, artık hayatımda olmayasın
İsterdim ki, aldığın nefesler içimi ürpertmesin
İsterdim ki, herkesten saklamayayım acılarımı
İsterdim ki, gerçeksen bitsin bu acı...


Ve bir hafta sonra aylar geçmiş olacak
Ve ben yine umutsuzca, mutsuzca, sessizce
Dileyeceğim


İyi ol
Sağ ol
Uzak ol
Ama bir daha görme beni.



Bilerek ve isteyerek böyle okunması zor yaptım. Ne yazık ki bir çoğunuz kim olduğumu biliyor. Bense bazen sadece içimi dökmek istiyorum. Bir kerelik de olsa bilmezsen gelebilir misiniz?

21.07.2010

...

Hepinizi özlemişim dostlarım. Ettiğimiz kavgalar içimi parçalamış, yokluğunuzda belkide ölmeyi istemişim. Ama hala ordasınız ya... Elimi tutuyor, göz yaşlarımı siliyorsunuz. Bir gülümsemem için kendinizi paralıyorsunuz.

Özlemişim dostlarım... Karşılıksız sevilmeyi özlemişim ve sizi öyle tüm kalbimle sevmeyi...

8.06.2010

Inside

İçimde benimle birlikte nefes alan başka bir insan daha var sanırım. Muhtemelen adı Deniz. Yapmak istemeyip de yaptığım her harekette vır vır konuşup, kulaklarımı tırmalıyor o kısacık boyuyla. Pasif mi kaldım, asılıyor saçlarıma ille de söyletiyor söylemem gerekenleri. Bazen kokoşluğu tutuyor hanımefendinin haydaa makyaj yaptırıyor zorla. 

Son zamanlarda ben kendi halinde, hafif depresif bir kadınken. Bana benden daha yakın olan bu Deniz Hanım, takılıyor kafasına göre. Bir hamile edasıyla nazlanarak, tutturamazsa çirkefleşerek çekiştiriyor beni oradan oraya. Neymiş "sen bu değilsin", "Sen bir kadınsın", "Canım sıkıldı kalk"... Ben de bazen o kadar bunalıyorum ki, kaçıveriyorum gürültülü yerlere. Ama bundandır kafamı toparlayamamam, bundandır bir anda değişen davranışlarım.

Deniz Hanım en çok da arkadaşlarıma taktı bu günlerde. Tüm telefon listemi teker teker artacak utanmasa, beklerim gerçi. Neymiş "Çok yalnız kalmaya çalışıyorsun, ben biliyorum ne yapmaya çalıştığını. Yağma yok Dralaye Hanım". Belki de haklıdır, yalnızlığımda boğmaya çalışıyorumdur kendimi. Ama vallahi falımda da çıktı! Benim insanlardan uzak durmam lazım.

Hmm Deniz Hanım uyuyor galiba, hazır o uyurken son bir şey söyleyeyim. Beni azıcık dürtükleyin olur mu da şiir yazayım. Aslında tüm dertlerim yazamamaktan.

6.06.2010

Teşekkürler, beni büyüttünüz


Havanın boğucu, öldürücü olması inat
soyunma ihtiyacı
ama korkmak
güvensiz kalmak en çok da
sırtını yaslayacağın bir avuç dosta tutunmak
iyi ki varlar diyerek
herbirinin omzuna bir kaç damla derdinden bırakmak
ellerini tutmak
hava almak, nefesini paylaşmak
ölme anında kaybettiğin birkaç gramı onlara emanet etmek
iki elimin parmakları kadarsınız
ellerimden daha da yakınsınız
iyi ki varlar
iyi ki varsınız...

30.05.2010

Eb-Ebl-Eble

Saat sesinden korkmaya başladığımı farkettim. O "tik-tak" sesleri sanki bir seri katil, sanki dolgu aleti ya da bir mobilet. Hepsi birbirinden korkunç ne alaka demeyin lütfen. Zaman geçiyor, ben uyuyorum. Sürekli uyuyorum. Hiçbir yere yetişemez oldum, ders çalışamıyorum, konuşamıyorum. "Eblemek" dediğimiz güzel(!) bir durum var, resmen hayatım ondan oluşuyor. Öküz-tren ilişkisi ya da... Doğum günümde gözüm saatte, kulağım saatte korkarak bekledim 00.00 olmasını. Beklediğim gibi oldu ve mesajlar yağdı. Ama bir sıcak kutlu olsun'a hasret kaldım. Hemen koştum canım arkadaşlarıma bereketli pasta yedik de biraz sakinleştim. Yaşlanmışım yok yere. Ne bir kutlama doğru düzgün, ne bir küçük hediye. Resmen önemsenmemişim gibi geldi. [paranoyak Dralaye halleri]
Hayatımın en güzel şeyi Yaşil'e binlerce kere teşekkürler. işte o kadar.

25.01.2010

Kar"

Her kar yağışında içimde büyüyen intihar isteğini anlamıyorum. Her kar yağdığında benim küçük tırnağım uzun oluyor ve yalnız hisediyorum. Her kar yağışında içimde bir mum sönüyor gözyaşlarımla. Her kar yağdığında elimde kalem, tenimde kalem...

21.09.2009

Devinim

İçimdeki boşluğa bakıyorum Çok tuhaf geliyor Sesler var etrafımda Çığlıklar belki Birkaç su damlası Çin işkencesi gibi Tıp Tıp Tıp Tıp Şıp Şıp Şıp Şıp Ve bir GONG!!! Daha önemli birileri geldi Topla bakalım pılını pırtını Acını gözyaşını Koş evine, zindanlara Kendi üzerine kitle kapılarını Bırak bedenin hizmet etsin onlara Ruh bile olamayacak kadar Saydamlığınla Kal sen ve bekle Umutsuzca bekle Farkında olmadan Deş daha önce binlerce kez Kanatılmış yerlerini Kanırt iyice...

Ruh Hali

Son birkaç gündür neler yaptığımın, nasıl yaşadığımın sanırım hiç farkında değilim. Dünyamla anlatılamayacak, ikimizin dışında kimsenin anlayamayacağı kavgalar ettik. İkimiz de parçalandık, sesimiz çıkmadı, söyleyemedik. Herşey benim konuşamamam yüzünden oluyor ve bunu bildiğim halde birşey yapamamıyorum. Nasıl bir acizlik bu? Ben ne zaman bu hale geldim? Kurtulmak için ne yapabilirim? Biri bana yardım edebilir mi? ..................... Binlerce soruya boğuluyor içim. Ama en zoru kaybetme korkusuyla başa çıkabilmek. Dünyamdan bir kez daha kovulmamak için öyle tutunuyorum ki ona. Öyle sarılıyorum, seviyorum, susuyorum ki. Acaba kendimi mi yok ediyorum ya da acaba gerçekten bu ben miyim diye düşünüyorum. Davranışlarım ve hissettiklerim birbiriyle uyuşuyor fakat bunlar gerçek benle uyuşmuyorlar. Bakalım henüz birkaç gün geçti, belki daha sonra pençelerim yine iş başına geçer.

18.09.2009

Hope

Kendimi karanlık evde bilgisayarın ışına teslim etmiş buldum. Önceden nerdeydim o kadar zaman ne yapmışım bilmiyoum. Çevremdeki kokudan balkona küçük bir yolculuk yaptığımı anlıyorum. Gözlerim acıyor büyük ihtimal ağlamışım da. Beynimdeyse müzik yankılanıyor demek ki şarkı da söylemişim. İçimde nedenini bilmediğim bir acılık var ve adını koyamıyorum yaralarımın. Saklandıkça saklanıyorlar benden iyileştirmemem için onları. Elim hemen telefona gidiyor alışkanlıkla, dünyamın bana kapalı olduğunu farkediyorum ve anımsıyorum yuvamdan uzak olduğumu, benim dediğim sıcaklığı hissedemediğimi. En son ne zaman birine içimi döktüm acaba; haftalar, aylar, yıllar? Oldu bayağı bir. İçime kapanışımın ani gibi gözüktüğünü biliyorum ama ne yazık ki öyle değil. Tuğlaları el ele koyduk herkesle, benim çevremdeki kulenin inşaatında. Kimse dur demedi, kimse yanıma gelmeye çalışmadı. Çalıştıklarını düşündüler, yani buna inanmak istediler. Dünyamdan kovulduğumda yanımda kimse yoktu. Nefes alamazken elini kimse uzatmadı. Tüm bunlar geçici demekle yetindiler. İşte şimdi geçti. Herkes mutlu, herkesin içi rahatlardı hatta “Gördün mü? Biz sana söylemiştik.” bile dediler. Sustum. Kaldırdık birkaç metre daha yükselttik şimdiki duvarları. Manzaram gökyüzünün en karanlık köşesiyken onlar yüzümün ay ışığında parladığını söylediler. Ben onları artık göremezken, onlar hatırladıkları ben'i hayal edip çok iyi olduğuma inandılar. Yalnızlaştıkça ben, büyüdüğümü düşündüler. Hayır, kimseye kızmıyorum, hatta hepsini hala seviyorum. Çünkü içimde bir ümit. Belki biri kurtarır beni...