Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.01.2011

Kız kardeşim, hep mutlu ol



Biz öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, en yakın yoldaş olması gereken kadınlar törpülerle, cımbızlarla, kalemlerle, klavyelerle savaş açmışlar hemcinslerine. Kimi zaman bir ego yarışı, kimi zaman bir aşk, kimi zaman bir dostluk olmuş kadınlarımıza baltaları çıkarttıran.





Ama bence hepsi yalnızca kocaman bir bahane. Ataerkilleştikçe, gücümüzü kaybettikçe içten içe korkmuşuz kendimizden ve birbirimizden. Bilinçaltında hiç unutmamışız aslında içimizde yatan cevheri.Tehdit altında hissetmişiz bir başka kadın birazcık da olsa kabuğunu kırıp, ayakları üzerinde durduğunda.






Biraz olsun silkelenip sormalıyız kendimize: "Kız kardeşlerim mi tüm bu kadınlar, yoksa inadına ötekileştirdiklerim mi?"






Bu konudaki en güzel sorular Leyla Alaton'un dudaklarından dökülmüştür.


"- Bir başka kadının başarısıyla mutlu oluyor muyuz?
 - Bir hemcinsimizin hayatında daha mutlu, işinde daha başarılı olması için ona açıktan destek veriyor muyuz?
 - En azından bunu bir iyi niyet temennisi olarak içimizden geçiriyor muyuz?"



Dürüst cevaplarımız eğer "hayır" ise, bizler kardeşlik duygularımızı çoktan kaybetmişiz demektir.






Not: Elif Şafak'ın Firarperest adlı kitabındaki "Kız Kardeşlik Ölçümleri" adlı yazıdan etkilenerek yazılmıştır.

18.11.2010

Bir Kadın...(vol2)

İspanyol ezgilenin sardığı vücuduna bakar Kadın. Gözleri kapalı, kaç zamandır dans ettiğini bilmez. Bir tür trans halinde. Küçücük odası mumlarla dolu. Bir sürü kırmızı kasenin içinde üçer tane mum. Kadın, Erkek ve Aşk için. Mumlardan biri her zaman önce söner ve kalanlar da yarım yamalak birbirine karışır.


Hayali topuklu ayakkabıları ayaklarında Kadın'ın, Kan kırmızısı. Bilirsiniz kardeştir Kadın ve Kan. Sessizce keser ayak bileklerini, istediği kırmızılığa ulaşıncaya kadar.


Diğer tüm dostları bir rakı kokusu kadar uzakken, çalmaz telofon. Bir başkası kadar olamamıştır hiçbir zaman Kadın onlar için. Kırmızıya güvenen bir avuç insan ve onlara günenen bir Kadın.


Yıllardır üşenmeden biriktirdiği gülleri teker teker ezer ayaklarının altında. Odayı Yasmin Levy'nin büyülü sesi doldurur. Kadın'dan önce söyler hep o zaten söylenmesi gerekenleri, "me voy..."



Dikenler batar ayaklarına, kuru bordo güller kızarır Kan'da. Kan ölümden çok doğumdur Kadın için. "Ölmek için doğmak gerekir" diyenlere inat "doğmak için ölmek gerekir" diye haykırır.





Onu ancak Kan anlar çünkü Ka(dı)n aslında içten içe hep Kan(dı).

17.11.2010

Bir Kadın...(vol1)

"Hava karanlık, hava puslu, hava soğuk. Bana Melek diyebilirsiniz, Necla veya Emine. Farketmez. Çünkü bıktım kalıplarınızdan, adlandırmalarınızdan, yarım yamalak tanımlamalarınızdan. Siz bizi asla tanıyamayacaksınız. Bitti. Nokta."


Elindeki son kağıda bunları karalamıştı, Kadın. Sigarasından bir nefes çektiği sırada kağıt da öteki kardeşlerinin yanına düşmüş, buruşuk bir şekilde yerde yatıyordu.

Masanın üzerinde şarap vardı, kadeh vardı, kan vardı. Odada mum vardı, Kadın vardı, kan vardı. Tende acı vardı, zevk vardı, kan vardı.


Hayır, hiçbir şey düşündüğünüz gibi olmamıştı. Ne aldatılmış, ne terkedilmiş, ne ölüm görmüş bir Kadın o. 


Boşverin, anlayamazsınız.


Kış geldiğinde onun ayakları üşür. Yıllar öncesine dalar gözleri. Küçük parmağındaki tırlaklar uzar ve morarır. Yalnızlığı en güzel onlar anlatır. Elde bir boyalı tırnak. Upuzun. Sanki dün gece birlik olup tırnaklar öldürmüşler onu. Sanki boğulmuş, duyan olmamış.


Kış geldiğinde hemen pencere pervazına oturur Kadın. Ayaklarını uzatır sonuna kadar, 4kat aşağı değmek istermişçesine.


Kış gelince ruhunu o kadar pis hisseder ki kadın, koşar da gömer ayaklarını balkonuna yığılmış karlara. Dudaklar morarır, eller morarır, ayaklar morarır. Ama ruhu inadına sarılır siyah kaftanına. Kara'ya aşıktır Kadın. Aşkı kardan beyazken, Kara'yı arzular.


Kış gelince eline kalem alır Kadın. Çeker çok sevdiği, ve bi o kadar da nefret ettiği, saman kağıt defterini. Yazar tüm kinini, nefretini, şiir olur, şarkı olur yırtar defteri. Kalem çoktan kağıdı geçip tenini parçalamış olur, farkedemez. Gördüğünde de güler sadece, "zaten ben yapacaktım" der geçer.


Kış gelince kendini sırtüstü halıya bırakır Kadın. Tavan alçalır, duvarlar üstüne üstüne gelir. Boğulur ama alışıktır O zaten. Sus'ar, su'sar da söylemez. Siz ve sizin gibilerin arsızlığından en çok O utanır. Kırmızı çorapları giyer hemen ayaklarına. Siz bilmezsiniz ne çok üşür ayakları.


Kış gelince beyaza karşı Kara kaplar her tarafı. Kadın kırmızılara sığınır. Ojeleri, rujları, elbiseleri sever. Bazen o kadar korkar ki, kana boyar kendini. Eğer bir nokta dahi kırmızıdan uzak olsa teni, yanacak Kara'nın ellerinde.


Ancak kırmızılara güvenemeyeceğini görünce Kadın, eski dostuna Yeşil'i bekler. Bekler ki alsın onu bu çukurdan.


Mevsim kış, her yer beyaz, inadına Kara ve inadına Kırmızıyken. Yeşil baharın derinliklerinde, başka dünyalarda, başka rüyalarda.


Kadın yalnız, dışlanmış, etiketlenmiş, bağırılmış, hakaret edilmiş, suçlanmış, iftira atılmış, Karalar bağlamış, boğulmuş, sövülmüş, yıkılmış.



Hayalindeki küçük elli, yeşil gözlü meleğini bile almışlar elinden. Rahmini deşip çıkarmışlar. Hiç olmamış olan, hayali bir bebeği kabuslarında öldürdüklerini hiç unutmamış Kadın. Sanki hiç doğuramayacak gibi ağlamış. Korkar olmuş gelecekten. Kırmızıdan ve onun getirdiklerinden.


Bir tek Kan kalmış, en yakın arkadaşı, kardeşi. 


Keserdi Kadın kendini, mum alevlerinde yoğururdu tenini. Kan O'nu isterdi, O da Kan'ı.


Yerden bir kağıt aldı Kadın. Saçındaki ince çubuğu çıkardı ve kanayan bileğine batırdı. Kağıdın yazılı tarafına sürdü bileğini ve arkasını çevirdi.Yazdı:


"Kan uykusu..."