Yeşil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeşil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18.07.2011

Gitmeseydi iyiydi


Ve sevgilim gitti...
Bir sabah kalktı yatağımdan, gitti. 



Çok dramatize ettiğime bakmayın. Hepi topu bir aylığına Makedony'ya gitti.
Ama ne internet var ne telefon.

Sağ salim döner mi? Dönse bizi bulur mu? Bilemem.

İşte böyle üzüntülüyüm.

3.01.2011

Al beni dostum

Sevgili Suluelma'm Yeşil ve benim için bir blog yazısı yayımlamış. Çok duygulandım, hani benim gibi çok konuşan bir insanın ne diyeceğini bilemediği sınırlı anlardan birini yaşıyorum.



İyi ki varsın, Suluelma'm...



Yazı için şuraya tıklayıverin.

28.12.2010

2011 Wish-list

1- Topuklu kırmızı ayakkabı satın al.


2- Saçını Natalie Portman tarzı kestir.






3- Yaptıracağın dövmenin şeklini kesinleştir. (Büyük ihtimalle şöyle bir şey)

4- Küçükkuyu'ya tatile git.





5- Kilo ver. (55'e düşsen yeter be hacı)





6- Pride yürüyüşüne katıl.





7- Yemek yapmayı öğren.


8- Eski defterlerin açılmasına izin verme ve ota boka depresyona girme.




9- Eziklik yapıp sigaraya başlama.



10- Dostlarını yanında ayırma ve onları sevdiğini unutmalarına izin verme!





Ps: I love you...(Yeşil, Berry, Suluelma, Gülchina, Siliyanta, Curly, Bukleli, Ci, Anita, Kuzin ve daha niceleri)

4.12.2010

İtiraf vol2

- Hahayt içinde olduğum depresyonu anlatmaya kelimeler yetmez.


- Tam bir haftadır her gece içiyorum ve büyük ihtimalle de devam edeceğim.


- Sigara içesim var ve bırakmış olmak pek de umrumda değil.


-Hayatımdaki her durumu sorguluyorum ve hiçbir şeyden memnun değilim.


-Geceleri korkup uyuyamıyorum (edit: hala uyuyamıyorum).


-Ne güzel Elif Şafak'ın Firarperest var elimde ama okuyamıyorum.


- Penelope Cruz her izlediğimde daha mı güzel görünüyor gözüme yoksa deliriyor muyum?


- Bir haftanın sonunda dilim tenekeleşti her türlü şarabı içebiliyorum.


- Haha her gün içtiğimi bilmeyen sevgili Yeşil gelip başıma ekşime olur mu? İstesem söylerdim yani.


-Bu şarkı Bukleli'ye gelsin. Herhalde o çocuğun iyiliğini anca bu anlatır.


-Tekrar az da olsa günlük yazıyorum sanırım.


- Okuyup yorum yapmayan herkese çok sinir oluyorum.


- Yine uyuyamayacak olsam da gideyim ben.

11.07.2010

Çiğköfte günü

Biraz geç oldu ama anlatmam lazım vallahi. Şimdi Çarşamba günü okuldu, Yeşil'in gittiği ilk gündü falan derken pek kendimde değildim (tabi o arada başka şeyler de oldu ama neyse o konulara burada girmek istemiyorum). Ama o akşam yapılacak olan bir "çiğköfte partisi" vardı.

Ben dersten çıktım A6-109a gittim (isim'in odası şeklinde kullanmıyorum kimin desem diğerleri alınıyor kardeşim!). Tabi odada 7kişi (4oda sahibi+Zohri-ben-Bukleli) olunca inanılmaz bir gürültü oluştu. Adıbelli bize kızdı tüm hırsını çiğköfteden çıkardı, ki bu arada lokum gibiydi hep kızdıralım bence. Güzeldi yedik içtik güldük eğlendik. sonra ben shuttle'a yetişeceğim diye koştum elimde kendi payım (öldürsen kaptırmam).

Ana fikre gelirsek, o gün çok öenmli dersler çıkardım. Maddeleyerek siz okuyucularımı da bilgilendireyim.

1-Zohri ve Ysf yardımçı olmuyorlar. Sadece eğlendirici tayfa görevi görüyorlar. (kınadım!)

2- Ci. her konuda olduğu gibi yemek konusunda da ciddi. Ama aferin artık yaptığı şeyi bana tattırıp onay alıyor sonradan söylenmeyeyim diye. Ayrıca elinden güzel iş geliyor, mis ggibi kıydı maydanozları.

3-Bukleli maydanozları ayıklamadan yıkamayı akıl edemiyor. Mühendis adam işte, ayrıntılı tarif vermeden iş yapma becerisi yok. (Herkese de rezil ettim seni böyle oh!)

4- Yanak'ın da Bukleli'den bir farkı yok neredeyse o da yıkamıyordu soğanları son anda söyledim de kurtulduk.

5- Adıbelli'nin ellerine sağlık çok da iyi, çok da güzel olmuştu. Eve getirdim annem ve halam da çok beğendiler.

6- Bense en sonunda az zamanım olmasına rağmen tepsiyi yıkayarak süpersonik bir tavır sergiledim. Tebrik edin.

Not: Ödevlerimi bitirebilirsem yarın için bir şeyler yapar getiririm ama kesin değil.
Not: Yeni yemek partilerinde görüşmek üzere.

30.05.2010

Eb-Ebl-Eble

Saat sesinden korkmaya başladığımı farkettim. O "tik-tak" sesleri sanki bir seri katil, sanki dolgu aleti ya da bir mobilet. Hepsi birbirinden korkunç ne alaka demeyin lütfen. Zaman geçiyor, ben uyuyorum. Sürekli uyuyorum. Hiçbir yere yetişemez oldum, ders çalışamıyorum, konuşamıyorum. "Eblemek" dediğimiz güzel(!) bir durum var, resmen hayatım ondan oluşuyor. Öküz-tren ilişkisi ya da... Doğum günümde gözüm saatte, kulağım saatte korkarak bekledim 00.00 olmasını. Beklediğim gibi oldu ve mesajlar yağdı. Ama bir sıcak kutlu olsun'a hasret kaldım. Hemen koştum canım arkadaşlarıma bereketli pasta yedik de biraz sakinleştim. Yaşlanmışım yok yere. Ne bir kutlama doğru düzgün, ne bir küçük hediye. Resmen önemsenmemişim gibi geldi. [paranoyak Dralaye halleri]
Hayatımın en güzel şeyi Yaşil'e binlerce kere teşekkürler. işte o kadar.

21.09.2009

Ruh Hali

Son birkaç gündür neler yaptığımın, nasıl yaşadığımın sanırım hiç farkında değilim. Dünyamla anlatılamayacak, ikimizin dışında kimsenin anlayamayacağı kavgalar ettik. İkimiz de parçalandık, sesimiz çıkmadı, söyleyemedik. Herşey benim konuşamamam yüzünden oluyor ve bunu bildiğim halde birşey yapamamıyorum. Nasıl bir acizlik bu? Ben ne zaman bu hale geldim? Kurtulmak için ne yapabilirim? Biri bana yardım edebilir mi? ..................... Binlerce soruya boğuluyor içim. Ama en zoru kaybetme korkusuyla başa çıkabilmek. Dünyamdan bir kez daha kovulmamak için öyle tutunuyorum ki ona. Öyle sarılıyorum, seviyorum, susuyorum ki. Acaba kendimi mi yok ediyorum ya da acaba gerçekten bu ben miyim diye düşünüyorum. Davranışlarım ve hissettiklerim birbiriyle uyuşuyor fakat bunlar gerçek benle uyuşmuyorlar. Bakalım henüz birkaç gün geçti, belki daha sonra pençelerim yine iş başına geçer.